Kırşehir’li Besici Bayram Altıntaş: “2017’de 100 Hayvanla Başladık. 200’lere Çıkardık. Şu An Başladığımız Noktaya Geri Dönmüş Vaziyetteyiz”

Kırşehir’in Külhüyük Köyü’nde besicilik yapan Bayram Altıntaş, yaşadıkları sorunları CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’e anlattı. Altıntaş “2017 senesinde yaklaşık 100 hayvanla başladık. 180-200’lere kadar çıkabildik. Şu anda yaklaşık 100 hayvanla tekrar devam ediyoruz. Yani başladığımız noktaya geri dönmüş vaziyetteyiz. Bu hayvanları, hayvan pazarına gittiğiniz zaman şu anda 60-70 bin liradan tedarik etmeniz gerekiyor. Hiçbir şekilde büyüme şansınız olmuyor. Ahır giderimiz fazla, işçilik giderimiz fazla, aşı fazla, kredi faiz oranları fazla. Bizim geçen yıl, harman zamanında 1000 liraya aldığımız saman, bu sene 2 bin lira olmuş vaziyette. Geçen sene 3-4 liraya aldığımız yem, 7 buçuk-8 liraya tırmanmış vaziyette” dedi.

Kırşehir’in Külhüyük Köyü’nde besicilik yapan Bayram Altıntaş, yaşadığı sorunları hafta sonunda CHP milletvekili Gürer’e anlattı. Gürer, “Hayvan varlığımızda 2 milyona yakın azalma oluştu. 2023 yılında, hayvan ithalatının sona ereceğini geçmiş dönem bakanları açıklarken bu yıl, Ticaret Bakanlığı’nın verdiği bilgiye göre, 682 bin 331 baş hayvan yılın ilk 10 ayında ithal edildi. Bu hayvanlar için yurt dışına ödediğimiz 864 milyon dolar. Ayrıca, aynı dönemde 26 bin 854 ton et ithal edip ve 181 milyon dolar da bu et için yurt dışına para ödedik” dedi.

“2017’DE 100 HAYVANLA BAŞLADIK. 200’LERE ÇIKARDIK. ŞU AN 100 HAYVANLA DEVAM EDİYORUZ. BAŞLADIĞIMIZ NOKTAYA GERİ DÖNMÜŞ VAZİYETTEYİZ”

Besici Bayram Altıntaş şöyle konuştu:

“2017 senesinde yaklaşık 100 hayvanla başladık. Sonrasında sayıyı biraz artırabildik, 180-200’lere kadar çıkabildik. Ama son yıllarda git gide düşmemiz gerekti. Şu anda yaklaşık 100 hayvanla tekrar devam ediyoruz. Yani başladığımız noktaya geri dönmüş vaziyetteyiz. Büyüyemiyorsunuz, sadece bir faaliyet olarak yapıyorsunuz. ‘Et fiyatları artıyor’ diye bir söylem var ama kesmiş olduğunuz hayvanın yerine yenisini koymakta zorlanıyorsunuz. Şu anda maliyetler o kadar artmış vaziyette ki. Besi materyallerimiz olan bu hayvanları, hayvan pazarına gittiğiniz zaman şu anda 60-70 bin liralardan tedarik etmeniz gerekiyor. Hal böyle olunca, yerine koyup artırmak yerine küçülerek faaliyete devam etmek daha makul geliyor. Hiçbir şekilde büyüme şansınız olmuyor. Ahır giderimiz fazla, işçilik giderimiz fazla, aşı fazla, kredi faiz oranları fazla. Baktığınız zaman, son yıllarda yüzde 100’lerin-200’lerin üzerinde artışlar meydana geldi. Bizim geçen yıl, harman zamanında 1000 liraya aldığımız saman, bu sene 2 bin lira olmuş vaziyette. Geçen sene 3-4 liraya aldığımız yem, 7 buçuk-8 liraya tırmanmış vaziyette. Ayçiçek küspesi, geçen yıl bu zamanlarda 3 bin 500-4 bin lirayken şu anda, 7 bin-7 bin 500 liralardan alıyorsunuz. Aradan 12 ay geçmemesine rağmen bu fiyat artışları söz konusu.

“EN BÜYÜK SORUNLARDAN BİR TANESİ FİYAT İSTİKRARININ OLMAMASI”

Bizde yerli ve karışık ırklar var. Gördüğünüz gibi yetişmiş danalarımız var ama kestirmeye korkuyoruz. Çünkü yerine koyamayacağımız için bu sefer işletme boşalacak. İşletmenin boşalması demek, buranın sabit giderini karşılayamamamız demek. Hal böyle olunca sıkıntımız git gide artıyor. En büyük sorunlardan bir tanesi fiyat istikrarının olmaması. Şu sıralarda fiyat, bir anda yüzde 20-25 civarında artış gösterdi ama son 5 aydan beri belirli bir aralığa sıkışmış olan bir fiyattı. Şu anda hızlı bir artış oluyor. Bu da akabinde büyük sorunları tekrar getiriyor. Hemen yem ve ham madde fiyatlarına zam gelmeye başlıyor. Ocak ayı yaklaştı, işçilik giderleri tekrar artacak. Maalesef yerli çalışan bulma imkanımız çok düşük. Yabancıların da kendi aralarında oluşturdukları birliktelikten dolayı bir yer de yüksek fiyatın veriliyor olması direkt bize de yansıyor.”

“900 MİLYON DOLARA YAKIN PARAMIZ, AVRUPA’DAKİ VEYA GÜNEY AMERİKA’DAKİ ÇİFTÇİLERİN CEBİNE GİRMİŞ VAZİYETTE”

Altıntaş, marketlerde artan et fiyatlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Üreticiye yansıyan çok az bir kısmı. Piyasa içerisindeki aracılar veya nihai satıcılar, zam oranının yüzde 30-40 civarlarında zamlar yaparken üreticiye yansıyan oran yüzde 5-10’ları geçmiyor. O kadar cüzi miktarda yansıyor. Yaklaşık 900 milyon dolara yakın paramız, şu anda yurt dışındaki, Avrupa’daki veya Güney Amerika’daki çiftçilerin cebine girmiş vaziyette. Bu iç piyasada desteklenmiş olsa inanılmaz farklı bir noktaya geleceğiz. Damızlığımız gelişmiş olsa, inekler kesime gitmiyor olsa biz bu materyalleri daha uygun fiyata alıp daha uygun fiyatlarda besleme şansımız olacak. Verilen destekler açıkçası yetersiz. Daha doğrusu verilen desteklerin yerine ulaşmadığını düşünüyorum. Gerçek anlamda bu işi yapanlara, gerçek anlamda bu işi büyüteceklere gerçek desteklerin ulaşmadığını düşünüyorum. O yüzden yerinde desteklerin daha düzgün ve daha efektif şekilde dağıtılması gerekiyor. Hayvancılığın şu an için sürdürülebilirliği yok. Maalesef doğru düzgün bir hayvancılık politikamızın olduğunu da düşünmüyorum. Veyahut da politikanın olmaması belki de bir politika olarak güdülüyor. Şu anda ne yaptığımızı bilmiyoruz. Bir yandan canlı hayvan ithal ediyoruz, bir yandan Avrupa’dan et ithal ediyoruz, bir yandan da diyoruz ki ‘Yerli üreticimiz büyüsün.’ Her biri birbiriyle çelişen ve birbiriyle tutarsızlık halinde olan bir politika olduğunu görüyorsunuz.

“BUGÜN, 300-500-600 LİRALIK DESTEKLER, BİR DANANIN BİR GÜNLÜK BESLENMESİNİ BİLE KARŞILAMIYOR”

Ben aynı zamanda başka bir işle de uğraşıyorum. Şu saatlerde çobanın olması gereken yerde kendi hayvanıma kendim bakmak durumunda kalıyorum. Çoban da bulamıyorsunuz, bulduğunuz çobanlar çok üst fiyatlar bekliyor. Onlarda da bir istikrar yok ve bir kontrol mekanizması olmadığı için bir çoban sizin yanınıza geldikten sonra bir başka yerde daha yüksek bir fiyat bulursa hemen oraya bırakıp gidiyor. Şu sıralarda buzağı desteklemeleri, yerli hayvan desteklemeleri deniliyor ama orada da öyle bir bürokrasi var ki kesimhanelerden kesim cetvellerinin alınmasından tutun da il ve ilçe tarım müdürlüklerindeki evraklarınıza kadar, bir de fatura kesmeyi kaçırırsanız zaten desteklemeye konu bile olmuyorsunuz. Ciddi anlamda bürokrasi var. Ödenen rakamlar da çok cüzi rakamlarda kalıyor. Bugün, 300-500-600 liralık destekler, bir dananın bir günlük beslenmesini bile karşılamıyor. Hal böyle olunca hayvancılığı nasıl sürdürülebileceksiniz? Sürdüremiyorsunuz, yurt dışına ithal etmek zorunda kalıyorsunuz.”

“BİZ ÇOK SÖYLEDİK, ‘DÜVELER, SÜT İNEĞİ, GEBELER KESİME GİTMESİN’ DEDİK. SİYASİ İKTİDAR BUNLARI DUYMADI”

Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın sürdürülebilirliğine ilişkin şunları söyledi:

“Dişi ineklerin, süt ineklerinin kesime gittiğinde, yeni gelen bir düvenin en az 2 yılda gelişimi oluşuyor, 5 yılda verim alabiliyorsunuz. Öyle de bir açık oluşuyor. O hayvanların kesimi de bu ülkede bir handikap yarattı. Biz çok söyledik, ‘Düveler, süt ineği, gebeler kesime gitmesin’ dedik. Siyasi iktidar bunları duymadı. Görünen o ki hayvancılık giderek sorunlu hale dönüşüyor. Önümüzdeki süreçte et fiyatlarındaki artış da devam edecek gibi. Bununla ilgili olması gereken, planlama yapılması.”

“KIRMIZI ETE BİRİLERİNİN SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR”

Besici Altıntaş, şöyle devam etti:

“Geçen 2 haftada, yem fiyatlarına baktığınız zaman yüzde 30-40’lar civarında zam geldi. Fiyatlarda ister istemez artış oldu. Kesimhane fiyatları arttı. Bu sefer de Rekabet Kurumu ve Bakanlık et fiyatlarının kesimhanede niye arttığını araştırmaya başladı. Araştıracağınız kısım diğer kısım. Mazot niye arttı, yem fiyatı niye arttı, veterinerlik maliyetlerimiz, işçiliğimiz, ilaç, vitamin niye arttı, bunlara bir bakalım. Bizim geçen sene çuvalını 250 liradan aldığımız katkı maddesi dediğimiz vitamin mineral desteklerini şu anda 700 liradan alıyoruz. Fiyatlar bu şekilde yüzde 100, yüzde 200’ün üzerinde artış gösterirken et fiyatının sabit kalması olabilecek bir şey değil. Fiyata da son bir hafta içerisinde yüzde 10-15 zam geldi. Bu sefer, ‘Siz niye fiyatları artırıyorsunuz’ diye bizden soruluyor. Böyle olmaz, siz başta sektörün diğer dinamiklerini kontrol altına alın. Fiyatta bir istikrar sağlayın. Kırmızı ete birilerinin sahip çıkması gerekiyor. O kadar birlik var ama kırmızı etin yanında olan, destekleyen, onu tutacak olan kimse yok.

“BİR VETERİNERİN ÇİFTLİĞE GELİP GİTMESİ CİDDİ BİR MALİYET. BÖYLE OLUNCA HASTALIK OLUYOR”

Aynı şey süt için de geçerli. Süt, para etmediği için birçok ineğin kesime gittiğini göreceksiniz. Bir de hastalıklar var. Bakım maliyetleri, veteriner maliyetleri artınca haliyle hastalıklar da birbirlerine geçiyor. Çünkü çiftçi, veterineri çağırmaktan korkuyor. Bir veterinerin çiftliğe gelip gitmesi ciddi bir maliyet. Böyle olunca kendi tedavisini yapmaya çalışıyor. Yapamayınca da hastalık oluyor. Böyle olunca da o inek kesime gidiyor. Biz de bitkisel üretim de var. Samanımızı, arpamızı kendimiz üretiyoruz. İnanılmaz fazla giderlerimiz var. Çiftlikteki en önemli giderlerden bir tanesi de gübrelerinin bu alanlardan uzaklaştırılmasıdır. ve bunu periyodik olarak yapmanız gerekiyor. Hayvan ne kadar refah içinde olursa bize kazancı sağlayacağından dolayı hayvan refahını ön planda tutmaya çalışıyoruz. Sürekli temiz olsun, altına kuru otlar atayım dediğiniz anda bu sefer bakım maliyetini artırıyorsunuz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir